Sürgün edilen, bedel ödeltilen, ceza verilen bir öğretmen.
Devletin öğretmeni bu niyetle gönderdiğini, bir ceza olarak görüldüğünü bilen bir köy.
Bu iklime yakışan bir mevsim.
Çay içtiği anda dahi yabanclılığını sonuna kadar hisseden öğretmenimizin ilk aşamada atanma niyetinden ve farklılıklardan sıyrılamadığını görüyoruz.
İlk ders… Defter yok, kalem yok. Öğretmen umutsuz, kendisini sınıfın karanlığından dışarı atma isteği onu pencereye yönlendiriyor; ışığın, aydınlanmanın kendini gösterdiği ilk ana şahit oluyoruz. Güneş öğretmeni ışıtıyor, öğretmen ise yansıtan olma rolünü hatırlıyor: Haydi çocuklar! İlk dersimiz dışarda.
Aynı ışık köye yabancı olan öğretmenin, bir misafirini tanımak için gaz lambasını yüzüne doğrulttuğunda devreye giriyor. Yabancılaşmanın kırıldığı, öğretmenin köyün iklimine alışmaya başladığı ilk an…
Zaman içerisinde yabancılık hissinin yoğunluğu azalıyor; yaşam ve düşünce biçimindeki farklılıklar devam etse de, insanı insan olarak görebilen öğretmenimiz köyün bir bireyi olma yolunda ilerliyor.
Bu yolda ilerledikçe empatisi ve acısı derinleşiyor,
Sürgün edilenden; yok sayılanlara, unutulanlara doğru bir yolculuk.
Bu yolculuk unutulanlarda bitmiyor; öğretmen arafta kalıyor.
Sürgün edilenin muhataplığına tutunup; hastalıklar neticisinde köyü kırıp geçiren ölümlere karşı bakanlıktan destek istiyor. Kulaktan kulağa oyununun hakkını veren; hiyerarşide atlanmış; gelen kötüyü iyi olarak aktarmalarına engel olunmuş aracılar ise bu durumdan rahatsız oluyor.
Öğretmen bir öğrencisine kendi evinde okumayı öğretirken, yolunu kaybettiği zaman farklı yolları denemesine dair öğüdü üzerine öğrencisinden aldığı cevabın ardından yaşadığı şok ise bu arafta kalma durumunu bize başka bir şekilde gösteriyor: “Ya sen yolunu bulamazsan? “
Filmin sonunda ise saman alevinin bilinçli bir şekilde öğretmen tarafından yok edildiğini görüyoruz. İmkansızlıklar içerisinde, ışığı yansıtan sayesinde içinde umut barındıran çocuklara öğretmen en acı öğüdü veriyor.
Kendisi yarıda kalmış; o günden sonra belki de hiçbir yere ait olamayacak olan öğretmen, çocukların da yarıda kalmasını engelliyor. Ektiği tohumların bu iklimde filiz verse dahi üşüyeceğini ve yok olacağını görüyor ve tohum olarak toprağın altında kalmasını sağlıyor.